ESKİ DEFTERLER – BÖLÜM 7 – 3 KADIN 1 ERKEK VE YANG

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20

ESKİ DEFTERLER – BÖLÜM 7 – 3 KADIN 1 ERKEK VE YANG
ESKİ DEFTERLER BÖLÜM 7 – 3 KADIN 1 ERKEK VE YANGIN

O günden sonra birkaç özel gecenin sonunda da Güler’e zaman ayırmıştım. Gülsevin’in haberi varmıydı yokmuydu bilmiyorum. Herneyse. Didem’in Güler’in bacağını okşaması beynimde bir “acaba” sorusunu çağırıştırmıştı. “Gülsevin durumdan haberdar ve belki de bu üç kadın daha önce bir şekilde coştular… Ve Didem bu gece sonuna kadar eğlenmeyi planlıyor olmalı” diye geldi aklıma. Müdahale etmek yerine seyirci kalmayı tercih edecektim ki Güler ile göz göze geldik. Ne yapması gerektiğini bana sorar gibiydi. Yada onay ister gibiydi. Gözlerimi hafifçe kapatıp açtım. Gülümsedi ve salondan ayrıldı.

Gülsevin’in kadınlığına vurdukça öne doğru Didem’in kadınlığına yapışıyordu. Didem elini aşağıdan uzatıp Gülsevin’in bir göğsünü yakalayıp yoğururken, diğer yandan da başını kendi kadınlığına bastırmakla meşguldü. “ohhh… harikasın Cenk, amımın keyfini çıkarmayı iyi biliyorsun…” diye inledi Gülsevin. “Sen de benimkinin” diye kikirdedi Didem. “Güzelliğim… yerim senin amını..” diye saldırdı tekrar Gülsevin Didem’in kadınlığına.

Didem yakınındaki sehpanın üzerinden bir tane çikolatalı çilek alıp kadınlığının üzerine koydu. Gülsevin bir yandan çileği, öbör yandan da Didem’in kadınlığının dudaklarını ısırıyor, somuruyor, öpüyordu. Biraz yüklenince ben Gülsevin bir bacağını bir basamak yukarıya çıkardı. Bir kez daha sert vurunca bu kez diğerini. Ben sert vurarak iki basamak daha çıkarmıştım Gülsevin’i sudan ki Didem’in hizasındayken Didem ile buluştu dudaklarımız. Ellerimi bu kez Didem’in göğüslerine uzatıp yakaladım birini ve hoyratça sıkıp bıraktım. Didem’in eli belimde ve kalçalarımda idi önce, sonra da arkadan taşaklarıma uzandı. Beni biraz daha öne ittirip suya girdi ve bu kez arkadan taşaklarımı yalamaya, Gülsevin’in kadınlığını dillemeye çalıştı. Başaramayınca geri kalktı. Gülsevin’in karnına iyice sarıldım ve içinden hiç çıkmadan kucağıma alıp götümün üstüne oturdum havuzun kenarına. Bacaklarımı açınca onun da bacakları açıldı ve Didem direk Gülsevin’in kadınlığına daldı. Ayaklarını bir iki basamak yukarı çıkarınca benim desteğime ihtiyacı kalmadan oturup kalkmaya başladı Gülsevin aletimin üzerinde. inlemeleri salonun ve eminim ki villanın her duvarında çınlıyordu bir yandan da Didem onun kilitorisini emip somurduğu için. Bir ara aletim çıktı Gülsevin’in kadınlığından ve Didem’in ağzında buldum kendimi. Somurup emip tekrar Gülsevin’in kadınlığına yerleştirdi başını ve Gülsevin bu kez bir çırpıda oturup hepsini içine aldı. İyice yaklaşmıştım sona. Gülsevin hızlanınca “hadi.. devam et, hızlan, sik yarağımı amınla” diye seslendim. “ooh…. hadi bitir beni, altın vuruş yap bana, sula amımı, kadınlığımı” diye inleyerek hızlandı Gülsevin. Didem suyun içinde tamamen ayağa kalkmış, sağ göğsünü ağzının içine almış, sol göğsü sol elinin içinde yoğrulurken, sağ eliyle de kilitorisine baskılar uyguluyordu. “Hadi sula bu zengin kaltağı Cenk, sik amımı, bana paranın herşey olmadığını hatırlat…, hadi boşal patla içime, dölle beni sikicim” diye inlemeye devam ederken boşalmaya başladım. Gülsevin de aynı anda kasılmaya başladı. Didem’i omuzlarından geri itti suya ve iki eliyle sıkıca kavradı göğüslerini. Güç bela bir iki kez daha oturup kalktıktan sonra tüm gücüyle köküne kadar aldı içine. Benim zaten gözlerim çoktan kararmış, dirseklerimin üzerinde zor durur hale gelmiştim. Didem elini uzatıp taşaklarımı okşayınca bir kasılma dalgası daha yaşadım. Gülsevin kendini geriye doğru bırakınca aletim kadınlığnıdan bir anda çıkmıştı ki Didem’in dudaklarını hissetmem gecikmedi. Başına dilini değdirdiğinde bir şok dalgası daha ve sonrasında da yaklaşık beş saniyelik bir somurma ile kanımın çekilmesi. Gülsevin’i üzerimden yana nasıl ittim bilmiyorum ama şakaklarım atıyordu resmen Didem somurdukça. Geri çekmek istedim kendimi ama gücüm yetmemişti. Aletim yavaş yavaş küçülürken Didem aletimin tamamını ağzındatutmuş, iliğimi kemiğimi somurmuştu resmen.

“hahahahah…. Manyaksınız siz” diye güldü Didem. Gülsevin bir tarafta, ben bir tarafta fayansın üzerinde öylece uzanıp sadece nefes alıp veriyorduk. “Su” diyebildim sadece Güler’i görünce. Güler hemen bir bardak su getirdi ve uzattı. Bir dikişte içtim suyu. Teşekkür ederim bile diyemedim bardağı uzatırken. Güler ise gülümsüyordu. “Umarım bana birşey bırakırlar” diye fısıldadı. Güldüm. Kasap et derdinde, koyun can derdinde herhalde bundan daha iyi tarif edilemezdi.

“Güler, viski rica edebilir miyim?” diye seslendi Didem. “Tabi Didem hanım, sek, buzlu değil mi?” diye sordu. “Yok, bu kez redbull ile karıştır lütfen. Hatta Cenk bey ve Gülsevin Hanım’a da” diye ekledi. “Tabi, size o şekilde getireyim, Cenk Bey’in takviye gıdası ile viskisini hazırlarım, hanımefendi sek sever” diye gülerek geri gitti. “ooo.. Takviye gıda… tadının muhteşemliğinin sırrı o mu yoksa” diye güldü Didem. “Habe hebe..” diyebildim sadece gülerek. “Tamam tamam. ” diye güldü Didem. “Cenk sen ne yaptın böyle bana… hala heryerim titriyor” diye mırıldandı Gülsevin. Güldüm. “Demin bana yaptığını şimdi sana yaptı, ama ben de ona yaptım” diye güldü Didem. “vallahi az daha devam etsen bayılacaktım” diye ekledi Gülsevin. “Sen onu bir de bana sor. Asıl altın vuruşu Didem yaptı ikimize birden” diye mırıldandım. Biraz kendime geldiğim için doğruldum. O arada Güler içkileri getirmişti. “Hadi biraz dinlenelim” diye ayaklandı Gülsevin. Havuza girip başını suya sokup çıktı ve merdivenlerden havuzdan çıktı. Güler elindeki tepsiyi kenara koyup hemen hanımının bornozunu tuttu. Gülsevin bornoza sarılıp “Teşükkür ederim” dedi. Onu Didem takip etti. Dolgun göğüsleri, pürüzsüz esmer teni, şekilli kalçaları, uzun siyah saçlarından süzülen sular kıvrımlı vücudunu ve belini takip edip kadınlığının dudaklarını yalayıp tekrar havuzla buluştu. Güler bornozu uzattığında Didem resmen Güler’in elini okşayarak giymişti. Didem resmen Güler’e kur yapıyordu. Gülsevin durumu fark etmiş olacak ki “Didem, rahat bırak kızı, canı isterse katılabileceğini söyledim merak etme” diye güldü. “Nasılsa içimizde becermediği kalmadı, tek eksik nokta üçümüzü aynı anda becerecek olması” diye kahkayayı patlattı. Didem Güler’e baktı. “Müsadenizle Cenk Bey’in bornozunu vereyim” diye kibarca uzaklaştı Güler. Ben havuzdan çıkınca da bana bornozumu giydirdi.Göz göze geldiğimizde başını hafifçe öne eğdi mahçup bir şekilde. “Sorun değil, keyfini çıkar madem” diye fısıldadım. Hoşuna gitmiş olmalı ki gülümsedi. “Hatta oyuncaklarla bunun ikisi birlikte becerelim” diye fısıldayınca başıyla onaylarcasına gülümsedi.

Bornozlarımıza sarılıp şezlonglara uzandık. Güler viskilerimizi servis yaptı. Sonra da sigaramı getirdi. bir sigara yaktım. Didem ve Gülsevin de birer tane yaktılar. Öylesine sohbet etmeye başladık. “Nasıl tanıştınız? Yani nasıl buldunuz birbirinizi?” diye sordu Didem gülerek.

Gülsevin kahkahayı bastı, ben de gülümsedim. “Ben bu aygırı ta gittim Amerika’da buldum” diye ekledi Gülsevin. Hem de glory holede diye kahkahayı bastı. “Nasıl yani, Cenki glory holde nasıl buldun” diye sordu Didem şaşkınca. “yok canım, ben gitmedim, glory hole ayağımıza geldi” diye güldü. “Anlamadım ya, doğru dürüst anlatsana şunu” diye sordu tekrar Didem.

“Ben birinde hep güneye gitmekten sıkılmıştım. Bu kez kuzeye gitmeye karar verdim. Kış zamanı, Minneapolis’e gittim. Ama bu kez tek başıma. Business Class Pencere kenarı almıştım bileti. Sene 2006 falan sanırım. Tam benim böyle züppe hoppa olduğum zamanlar. Uçağa ilk girdim zaten. Hemen yerleştim. Yanım boş olsun diye dua ediyorum. Çat, genç bir adam geldi selam verip biletini ve yerini kontrol etti. Çantalarım ı yan koltuğua koymuştum. “isterseniz bunları yukarı koyabilirim, sanırım benim biletim burası” diye seslenince baktım suratına bir. Sinir olmuştum çünkü. Ama 14 saat de birlikte uçmaktan başka çare yoktu. “Boş yer olur ise uçuşta businessde, ben yer değiştiririm, siz de rahat edersiniz” diye hafif bir sitemle lafı geçirdi hemen. “İyi olur” diye yanıtladım. “Keşke iki koltuğu birden satın alsaydım” diye mırıldanmışım. “Güzel olurdu, böylelikle 14 saat sizinle uçmak zorunda kalmazdı hiçkimse” diye gülümseyerek bir daha laf soktu. Oflaya puflaya çantamı aldım ayaklarımın altına koydum. Bu arada hostestlerden birisi duymuş olmalı ki bize gülümseyerek yaklaştı. “Cenk, sorun yok umarım, herşey yolunda mı?” diye gülümseyerek sorunca herhalde dedim personel. “Yok, sağol, Business upgrade iyiymiş, eğlenceli burası” diye yanıtladı gülerek.

“Neydi o hostesin ismi?” diye sordu birden Gülsevin. “Yasemin… aşkolsun nasıl unutursun” diye gülümsedim. “Oooo… bu iş baya karışık anlaşılan” diye kikirdedi Didem.

“Sorma… dur anlatayım, ben tabi iyice sinir oldum. Koca beni iplemedi, ne olduğu belirsiz, tipsizin teki ve muhtemelen çulsuzun tekini kız göklere çıkardı. İyice sinirlendim. “Business’de başka yer yokmu da benim yanım!” diye sordum. Hostes bozulur gibi oldu. “Malesef efendim, uçuştaki tüm koltuklar tamamen dolu” diye yanıtladı. Sonra da dönüp buna “Cenk istersen başka bir yolcu ile yerini değiştirebilirim, 14 saat…” diye imalı sorunca “Yok ya, yorulma boşver, 14 saat çabuk geçer” diye güldü ve yerine oturdu. Bu arada Yasemin de önce ona gülümsedi, sonra da bana dönüp, “bir arzunuz olur ise lütfen iletin” diye kırıta kırıta gitti. Yolcuların binmesi falan filan uçak kalkmış 1 saat olmuştu. Cenk çıkarıp bir kitap okumaya başladı. Adam resmen tek kelime etmiyordu. Sıkılmıştım. Lavabo için izin istedim. Kalktı yer verdi, gelidğimde ayaktaydı ben geçince oturdu. Üç dört saat sonra gece uçuşu olunca ışıkları kapattılar. Biz tam en önündeki koltuklarda oturuyorduk. Işıklar kapanınca o ilk hostes kız servis bölmesinin perdesini de çekti. Ekipteki birkaç kız vardı onlar da arka tarafa geçtiler. Kız perdeyi açtı ve “Cenk” diye seslenince Cenk kalkıp perdenin arkasına geçti. Hostes perdeyi tekrar kapatırken iyice bakındı bir hareketlenen var mı diye. O arada başka bir bayan personel geldi birşeyler söyledi perdeye kafasını uzatıp, kikirdeyip gitti. Bir metre önümde arada perde arkasından da kikirdeme sesleri geliyor, bir şapırtı duyuluyor, sonra yine kikirdeme sesleri geliyordu. Biri öksürünce birkaç saniye sessizlik oldu. Hostes perdeden kafasını uzatıp etrafı kolaçan etti. O arada uyuyormuş numarası yaptım, bana bakmıştı çünkü. Sonra içerden ince bir “Hadi gel” diye sesi duyuldu hostesin “emin misin?” diye sordu Cenk fısıldayarak. “Evet… hadi çabukk” diye mırıldandı. Sonra ince bir fermuar sesi duydum. Anladığım kadarıyla hostes resmen Cenk’e oral seks yapacaktı. Haifçe öksürünce sesler kesildi. Hostes hızlıca kalkıp tekrar bakındı sağa sola ve bana. Sonra ufak ufak şapırtılar duyulmaya başladı. O arada arkadan birisinin ayak sesleri duyuldu tuvalete doğru. Ben de basılmasınlar diye öksürünce kız yine kafayı çıkarıp baktı perdeden. Benim öksürdüğümü ve arkadan da gelen kişiyi görünce bana bakıp gülümsedi mahçupca başını öne eğerek. Az kalsın basılıyorlardı” diye güldü Gülsevin.

“Neyse, adam tuvaletteyken Cenk tekrar gelip yerine oturdu. Hafifçe kaykıldı yana “Teşekkür ederiz” diye fısıldadı. O arada yasemin iki bardak viski ile geldi. “Özel şişeden açtım, teşekkürler” diye fısıldadı gülerek. “Önemli değil” diye yanıtladım. “Ama az kalsın güzel yakalanıyordunuz” diye güldüm. Cenk mahçupca başını eğdi. “Evet, hem de bayağı kötü” diye yanıtladı. “Sonuçları ağır olurdu muhtemelen” diye güldüm. “Risk yoksa eğlence yok….” diye gülümsedi Cenk. Doğru söylemişti. Risk yoksa eğlence yok… Hostesin verdiği viski, Cenk’in sözü birden ateşledi beni bilmiyorum. Zaten çılgınlık yapmaya gidiyordum. Niye uçakta başlamayayım, üstelik herşey hazırdı. “Benim kim olduğumu biliyorsun değil mi?” diye sordum. “Evet…” diye yanıtladı. “Risk almayı severim ben de… özellile eğlence varsa ucunda” diye fısıldadım elimi Cenk’in bacağının üzerine koyarken. Cenk dönüp gözlerimin içine baktı ne yaptığımı anlamamıştı. O arada Yesemin elinde iki bardak viski ile belirdi yeniden. Elim cenk’in sol bacağının üzerindeydi. Anlam verememişti. “Teşekkür ederim hayatım, riskli eğlencelere” diye kadeh kaldırdım. Cenk de kadehini kaldırdı. Yasemin anlamıştı, akıllı kızdı. Elini Cenk’in aletinin üzerine koydu bana doğru eğilirken “Keyfini çıkar, ben paylaşmayı severim…” diye gülümsedi dudaklarıyla öpücük yaparak. Ben bile bu kadar cüretkar bir tavır beklemiyordum. Şaşırdım. Benden daha çılgınlarını bulmuştum. Elimi yavaş yavaş kasıklarına doğru kaydırdım polar battaniyineni altından. Alatine gelince resmen avuçlayamamıştım ilk seferde. Hala erekteydi, sertti ve iriydi. Pantolonunun fermuarını aşağı indirdim. Elimi içine soktum. Bokser az önce basılacaklar diye alelacele taşaklarının altında kalmıştı. Direk avcumun içinde buldum aletimi. “Bu iyiymiş” diye fısıldadım. Ufak ufak oşkamaya başladım. Parmaklarım zor kavuşmuştu resmen. Bu arada Cenk, gayet sakin bir şekilde elindeki viskisini yudumluyordu. Neredeyse 5 dakika boyunca sıvazlamıştım. Başından ufak ufak precumları geliyor, onunla kayganlaştırıp biraz avcumun içinde okşuyordum ama kuruyunca yine derisini aşağı yukarı hareket ettiriyordum. O arada Yasemin geldi tekrar. Bu kez Cenk’e viski getirmişti sadece. Koltuğun yan tarafını tamamiyle bedeniyle kapattı. Cenk sağı solu kolaçan edip hafifçe poları kenara çekti. Yasemin’in gözleri parlamıştı. Fırsattan istifade eğilip ağzıma aldım başını. Kocamandı. Somurdum birkaç saniye, sonra üzerine biraz tükrük bırakıp sıvazlamaya devam ettim. Cenk poları tekrar kapattı. Yasemin gülümsedi. Eğilip “Sakın boşa harcama” diye kikirdedi. Tekrar yerine döndü. O arada birkaç hostes kız geçti yanımızdan. Birkaç tane de yolcu. Kimse farketmesin diye hiç hareket etmemiştim ama Cenk’in aleti avcumun içinde durmuştu öylece sert ve kalın haliyle.

“Yasemin yutuyor mu?” diye sordum. Gülümsedi Cenk ve evet dercesine başını salladı hafifçe. “Lezzetlisin yani” diye gülümsedi. Karanlık ve polardan faydalanıp başını yine gömecekti ki geri kaykıldı usulca. “Fena yakalandık sanırım” diye fısıldadı. “Yan sıradaki orta yaşlı adam. Ne yaptığımızı biliyor” diye kikirdedi. “Risk yoksa eğlence yok. Merak etme, yabancılar sadece seyreder. İsteyebilirler ama yapmak zorunda da değilsin.” diye güldüm. “Peki ya istersem!” diye sorunca ben “seve seve yer değiştiririm” diye yanıtladı Cenk. “Siz benden de delisiniz” diye güldüm. O arada Cenk adama doğru çevirdi başını, gülümsedi sonra ona doğru eğilince adam da ona doğru eğildi. Ne söyledi bilmiyorum ama adamla tamam anlamında parmak işaretlerini yaptılar. Adam bana bakıp gülümseyince utandım ilk başta. “Ne dedin?” diye sordum. “Sadece anlayışın için teşekkür ederim” dedim, o da sorun değil keyfinize bakın diye yanıtladı” dedi Cenk. “Yani” deyince. “Artık elinden geldiğindce bakmayacak, ama buna ne kadar dayanır bilemem” diye fısıldadı gülümseyerek. Hafifçe baktığımda adam sırtını bize doğru dönmüştü çoktan. Güldüm ve başımı poların altına soktum. Cenk’in aletini somurmaya başladım. Yaladım, somurdum, emdim, küçük ısırklar attım. Cenk muhtemelen yukarıda viskisini yudumluyordu. Bir ara poların hafifçe açıldığını hissettim. Başımı kaldırdığımda Yasemin’i gördüm. Gülümsüyordu. Poları geri kapattı ve gitti. Biraz hızlanınca ve araya sıvazlamalarım da eklenince Cenk şarıl şarıl boşalmaya başladı ağzımın içine. O boşaldıkça yalamaya devam ettim. Tamamını ağzımın içinde tutmuştum. Ben başımı kaldırırken Cenk de usulca toparladı pantolonunu. Bu arada ağzımda Cenk’in spermleri yan sıradaki orta yaşlı adamla göz göze geldik. Parmağıyla dudağının kenarını gösterdi. Anlaşılan bir kısmı oraya bulaşmıştı. Gülüyordu. Ben de gülümsedim. Ayağa kalktım. Cenk bana müsade edince hemen servis bölgesine geçtim. Yasemin’in yanında bir kız daha vardı. Yasemin beni görünce gülümsedi. Ağzımı çok hafif açınca Cenk’in spermleri olduğunu anladı. Diğer kıza işaret etti. Perdeyi kapattı diğer kız ve Yasemin sektirmeden dudaklarıma yapıştı. Öbür kız kikirdiyordu. Yasemin ile biraz öpüştük. Cenk’in spermlerinin bir kısmını ağzına çekmişti. Ben mecbur yutkunmak zorunda kaldım. Yasemin ile dudaklarımız ayrıldı. Ben yutacağını sanıyordum ki birden dönüp öbür hostes kızın dudaklarına yapıştşı. Gözlerime inanamımıştım. Hayretle onları seyrederken ayrıldı dudakları. Diğer kız “Çok şanslısınız Gülsevin hanım” diye gülümsedi. “Ama paylaştığınız için de teşekkürler” diye ekleyince üçümüz de güldük. Bir bardak viski koydular bana. Islak mendille ağzımın etrafını sildiler. Viski ile ağzımı çalkalayıp yutttum. “Bu arada yan sıradaki adama yakalandık” dedim Yasemin’e. Güldü. Yabancı o merak etmeyin. diye yanıtladı. Uçaklarda olur böyle şeyler diye güldü. Yerime dönerken adam ile yine göz göze geldik. Gülümsedi. İyi iş çıkardın dercesine parmağıyla işaret yaptı. Ben de aynı şekilde ona karşılık verince gülüştük.

Yerime oturdum. Cenk gülüyordu. “Ne yaptın?” diye sordu. “Yasemin’in payını verdim. Ama bir ortağı daha çıktı” diye fısıldadım. “ooo.. Buket de nasibini aldı yani” diye güldü. “Bu arada yandaki adam seni sordu. Eşim yada sevgilim olup olmadığını merak etmiş” dedi. “Sen nededin?” diye sordum. “Uçakta tanıştım” dedim tabiki deyince “Manyak, olmadı adama teklif etseydin istersen sana da ” diye fısıldamıştım ki “hah, o da tam onu sordu. Yıllardır uçarmış, bunun hep hayalini kurarmış, bu hayalini gerçekleştirmekte yardımcı olup olmayacağını merak ediyor. diye pişkin pişkin güldü. Cenk’in elindeki viski bardağını aldım, tepeme diktim. “Battı balık yan gider” diye mırıldandım. “Hadi yer değiştir onunla madem öyle” diye fısıldayınca Cenk adama döndü. Birşeyler söyledi. Adam güldü. Tamam dercesine başını salladı. Cenk kalktı ve adam ile yer değiştirdi. O arada Yasemin durumu fark edince biraz utandım açıkcası. Gülümsedi ama hiçbirşey yokmuş gibi elindeki içecekleri gerideki koltuklara doğru götürmeye devam etti. Adam önce Cenk’in yerine oturmuştu. Hiç konuşmadan direk olaya girecektim ki pencere kenarına geçebilir miyim diye sordu. Yer değiştirdik ama adam yerinden hiç kalkmadı. Ben onun resmen kucağının üzerine oturdum. Benimle birlikte yan tarafa kaydı. Aleti çoktan kalkmıştı. Kalçalarımı hafifçe okşayıp bırakınca yan koltuğa geçebildim. Güldü. “Umarım sorun olmaz” diye gülümsedi. Birşey demedim. Poları dahi alma ihtiyacı hissetmeden fermuarını açtım. Sünnetsiz aleti çok büyük ve uzun değildi. Bir seferde boğazıma kadar sokunca adam önce bir şok yaşadı. Sonra saçlarımı okşadı. Patlaması bir dakikayı bile bulmamıştı. Ama onu ağzıma patlatmadım. elimle sıvazlaya sıvazlaya kendi üzerine boşalttım son noktada. Üstü başı berbat olmuştu. Gülümsedim. O da bana “seni küçük orospu, teşekkür ederim” diye güldü. Üzerini temizlemeden pantolonunu düzeltti. Sonra kalktı yerine geçmek için. Ben kalkıp ona yol verdim. Tekrar yerine geçti, Cenk de yerine geçerken adam birşeyler söyledi, güldü. Yasemin geri dönüşte beni ve Cenk’i yerimizde görünce durup eğildi. “Ooo.. hızlısın bakıyorum” diye takıldı. “viski ister misin?” diye sorunca iyi olur diye yanıtladım.

Yasemin hemen bir bardak daha viski getirdi bana ve Cenk’e. “Risk yoksa eğlence yok” diye kadeh kaldırdık. Beş on dakika sohbet ettik öylesine. Sonra bir anda Cenk elini bacağıma attı. “Artık sıra sende” diye güldü. Anlamıştım ne yapacağını. Gülümsedim. Elini yavaşça kasıklarıma doğru kaydırdı. Eşofmanımın üzerinde biraz gezdirdi sol elini. Sonra eşofmanımın içine soktu. “ooo.. sırıl sıklamsın çoktan.” diye fısıldadığında bir parmağını yavaşça içime kaydırmıştı bile. Baş parmağını kilitorisimin üzerine sabitlemiş, işaret parmağını ustaca kadınlığıma sokup çıkarıyordu. Sonra iki parmağını birden yerleştirdi içime. Yavaş yavaş parmaklarıyla becermeye başladı beni. Bana doğru döndü hafifçe “eğer öpmek istersen öpebilirsin” diye mırıldandı. Dudaklarına nasıl yapıştığımı hatırlamıyorum. Zaten ondan sonra dalga dalga boşalmaya başladım. En sonunda öyle bir hale geldim ki Cenk’in elini tutmak zorunda kaldım. Parmaklarımı kadınlığndan çıkarıp ağzına götürdü ve yaladı. Sonra da dudaklarımız yine yapıştı. Bu arada başka bir genç kadın tuvaletten çıkarken bizi görmüştü. Gülümsemek zorunda kaldık birbirimize. Üstümü toparladım. “Harikaydı” diyebildim sadece. Başımı Cenk’in omzuna koydum. “Biraz uyusam iyi olur” diye mırıldandım. “Öbür tarafa koyabilir misin başını?” diye fısıladı Cenk. Anlam verememiştim. “Peki diyebildim sadece ve cama doğru kaykılıp uykuya daldım.

Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözümü açtığımda Cenk yanımda yoktu. Bütün yolucular horul horul uyuyorlardı. Tüm hostesler de bizim hemen önümüzdeki servis alananına oturmuşlardı. Kafamı koltukların arasından çıkarınca Yasemin fark etti beni. “Birşey mi istediniz?” diye sordu. “Cenk nerde?” diye sordum. “Arka tarafa geçti Buket’in yanına” diye kikirdedi. “Otursana” dedim. Bekle diyip iki tane kutu kola alıp geldi. Açıp içmeye başladık. “Cenk nereye uçuyor?” diye sordum. “Minneapolis’e gideceğiz. Buket, Cenk ve Ben.” diye yanıtladı. “Ben de oraya gidiyorum” diye gülümsedim. “E nerde kalacaksın?” diye sorunca otelin adını söyledim. “Woowww.. Biz de orda kalıyoruz. 4 gün” diye güldü. “Sizinle takılsam?” diye sordum. “Bence mahsuru yok, ama Buket… O beni çok paylaşmayı sevmez, yani Cenk dışında” diye gülümsedi. “Ama yine de sorarım.” diye ekledi. “Sizin hikayeniz ne?” diye sordum Yasemine.

O arada Didem. “Aman dur, kafam karıştı, adam canlı canlı yanımızda, biz hikayelerini dinliyoruz” diye kikirdeyip ayaklandı. Üzerindeki bornozu düşürmeden benim şezlongumun yanına diz çöktü. Bornozumun kuşağını açtı ve aletimi tamamen ortaya çıkardı. Yarı kalkık vaziyetteydim. Eline alıp okşadı birkaç kez, sonra da ağzına yerleştirmeye başladı. Büyütmek için somuruyordu. O arada Güler geldi. “Hanımım, Cenk bey, müsade var mı?” diye sordu kibarca. “Keyfine bak Güler” diye kahkahayı bastı Gülsevin. Didem buna bir anda şaşırmıştı. “Sen olunca oyuncaklar çıkıyor ortaya” diye ekledi Gülsevin gülerek. “Didem Hanım!” diye Didem’e sordu. Didem aletimi elinden bırakıp ayağa kalktı ve Güler’e yöneldi. Yüzünü okşadı usulca. Sonra dudaklarını. Güler’in beyaz Gömleği üzerinde gezdirdi ellerini usulca. Güler de aşağıdan yukarıya doğru başladı Didem’in vücudunu okşamaya. O arada Gülsevin gelip benim şezloga, bacaklarımın arasına uzandı. Başını sağ tarafa çevirip bir yandan onları seyretmeye, bir yandan da aletimi ufak ufak sıvazlamaya, öpmeye başladı. “Sen gerçekten delisin, bütün bu orospuluklarımızın sebebisin biliyor musun?” diye güldü.

Güler, Didem’in göğüslerine ulaşmıştı bu arada. Parmak uçları ile Didem’in göğüs uçlarında usulca gezindi. Sonra ince bir çizgi çizerek Didem’in arkasına geçti. Elleri sırtından kalçalarına indi. Didem büyük bir dikkatle Güler’in onu nasıl sevdiğini izlemeye başladı. Kalçalarını hafifçe okşayarak elleriyle arkadan Didem’e sarıldı. Belinden yukarıya doğru kaydırdı ellerini ve göğüslerinin altından hafifçe tarttı. Sonra onları avcunun içine almaya çalıştı. Büyüklerdi. Sağ elini yavaşça aşağıya indirdi ve kadınlığına ulaştı. Küçük küçük okşadı önce. Sonra diğer elini de aşağıya indirdi. Biraz okşadıktan sonra yavaşça dizlerinin üzerine çöktü. Didem’in hafife eğilmesini sağladı. Bize doğru çevirdi Didem’in yüzünü. Kalçalarının arasına başını gömdüğünde Didem’den küçük bir inleme geldi. Didem bir elini geriye uzatıp başını bastırdı Güler’in. Yüzü bize dönük olduğu için Güler’in her dil darbesinde aldığı zevki gözlerinden ve mimiklerinden görebiliyorduk Gülsevin ve ben.

Didem yere doğru iyice çömeldi ve dizlerinin üzerinde durdu önce. Sonra Gülsevin’e yaklaştı. iki kadın öpüşmeye başladılar. Sonra da aletimi dudaklarının arasında kaydırmaya. O arada Didem’in kıçında sert bir tokat patladı. Didem zevkle kıvrandı “ohhhhh..” diye inledi. Güler resmen Didem’in kalçasında parmak izini çıkartmıştı. Sonra tekrar yamuldu Didem’in kalçalarının arasına. Bir elinin baş parmağı yavaş yavaş arka delikle oynuyordu resmen. Didem başını çevirip hafifçe inledi. “İşte tam orası, beni Cenk’e hazırla” diye mırıldandı gözlerimin içine bakarak. Anlaşılan Didem bu gece bana kara deliğini de sunacaktı.

Güler başını hafifçe bana doğru kaydırınca gülüştük. Didem baş parmağını artık işaret ve orta parmağı ile değiştirmişti Didem’in kara deliğinde. Aletimi bırakmıştı artık Didem ve Gülsevin, birbirlerinin dillerini emiyor, dudaklarını ısırıyorlardı.

Kapının zili bir anda hepimizin durmasına sebep oldu. Saate ilişti gözüm. Neredeyse gece yarısından sonra 2 olmuştu. “Bu saatte kim acaba?” diye bakındık hepimiz birbirimize. Güler üstüne başına çeki düzen verip evin giriş kapısına gitti. Sonra da koştura koştura geri geldi. “Didem Hanım, şoförünüz gelmiş. Acil bir durum varmış fabrikada. Size ulaşamayınca buraya gelmek zorunda kalmış, sanırım fabrikaya gitmeniz gerekiyormuş” diye endişeli bir şekilde söyleyince “Tamam” diyerek telaşla ayaklandı. Çantasını bulup içinden cep telefonuna uzandığında neredeyse 50 tane cevapsız çağrı vardı. Bir yandan telefonda aradığı biriyle konuşurken, bir yandan da toparlanmaya çalışıyordu. Bu arada Güler tekrar kapıya gitti. Elinde bir çanta ile geri döndü ve Didem’e yardımcı olmak üzere onu yönlendirdi. Gülsevin ve ben kala kalmıştık.

Birkaç dakika geçmeden Didem elinde telefonla salona geldi tekrar. Biz de bu arada üzerimize bornozlarımızı giymiş, ne olduğu hakkında yorum yapmaya çalışıyorduk birbirimize. Telefonu kapattı. “umarım kötü bir şey yoktur!” diye sordu Gülsevin. “En azından can kaybı yok, fabrikalardan birinde ciddi bir patlama olmuş ve devamında da yangın. Şükür ölen olmamış” diye gelip yanağıma bir buse kondurdu. “Araşırız sonra!” diyerek Gülsevin’i de yanağından öpüp hızlı adımlarla gitti.

Bütün tadımız kaçmıştı bir anda. Aklımıza televizyon geldi. Güler Hanım’a televizyonu açmasını söyleyince tam da haberin ortasında bulduk kendimizi. Durum gerçekten kötü gözüküyordu. O saatten sonra da çok eğlenmek, sex aklımıza hiç gelmedi. Üzerimizde bornozlar, birkaç kadeh daha viski yuvarladık, atıştırmalıklardan götürdük. Saat 5 civarı vedalaştık ve evime geri döndüm.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20